Antalya'dan Bodrum'a

Nefes kesici güzellikteki Datça yarımadasının batı ucu ile verimli Antalya körfezi arasında, sarp kayalık kıyılar ve beyaz kumsallar yer alır. Yöre, eski Yunanlıların ve Romalıların pek çok iz bıraktıkları eski bir uygarlık alanıdır.

Bodrum ile Antalya arasındaki kıyı 30 yıl öncesine kadar turizme açılmamış bir bölgeyken, yeni kıyı yoluyla ve Dalaman ile Antalya hava alanlarıyla, bölgeye ulaşmak kolaylaşmıştır. Yörenin batı ucunda, Toros dağları kıyıya paralel uzanır, bazı yerlerde doğruca denize iner, sonra yeniden gerileyip, yerlerini güzel koylara bırakırlar. Eskiçağ’da iki alana (Karia ve Likya) ayrılan yörede, yıkıntılar ve hemen her yerde rastlanan kaya mezarları, Eskiçağ’ın anısını canlı tutmaktadır.

Aspendos

Antalya 'nın Serik ilçesi merkez bucağına bağlı Belkıs köyü yanında, Köprü suyunun kıyısında, Eskiçağ kenti Aspendos’un yıkıntıları yer alır. Hangi tarihte yerleşildiği bilinmeyen, en eski sikkelerde adı Estvedüs olarak geçen kentin halkının, tuz ticaretiyle ve at yetiştiriciliğiyle geçindiği anlaşılmıştır. MÖ. 333’te Büyük İskender tarafından alınan, daha sonra Bergama Krallığı’na geçen kent, I. Ö. 133’te, Bergama kralı Attalos H’nin vasiyetiyle Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Aspendos’ta, Provence’taki (Fransa) Orange tiyatrosunun yanı sıra Eskiçağ’dan günümüze kalmış tiyatroların en iyi korunmuş olanı yer alır. Günümüzde bile görkemli konserler verilen, İ.S. 161-180 arasında mimar Zenon tarafından yapılan tiyatronun sahnesindeki heykel süsleri bile, hiç bozulmadan günümüze kalmıştır: 15 000 kişilik tiyatroda, 95 m yarı çaplı bir yarım dairede yer alan oturma yerleri, akropolisin doğu yamacına yaslanır. Üst bölmelerse kemerlere oturmuştur; en üstte 50 kemerli galeri bulunur. Yapının bir bölümü, Alaettin Keykubat I döneminde saraya dönüştürülmüştür.


Fethiye

Fethiye körfezi kıyısında yer alan, Muğla iline bağlı aynı ilçenin merkezi Fethiye, 1957’deki depremden sonra aşağı yukarı bütünüyle yeniden yapılmış bir turizm merkezi ve 20 km ötedeki dağlarda çıkarılan kromun dışsatım limanıdır. İ.O. V. yy’da Telmessos adıyla kurulan. Büyük İskender ve Bergama Krallığı egemenliklerinden sonra Roma İmparatorluğu topraklarına katılan kent, 1424’te Osmanlılar tarafından fethedilmiştir. Kentin gerisindeki dağlara oyulmuş kaya mezarlarının en güzeli ve en büyüğü MÖ. IV. yy’dan kalan Aminthas’ın mezarıdır. Kentte ayrıca. İlkçağdan kalma çok sayıda lahit (Hükumet konağı yakınındaki kabartmalarla süslü bir altlığı bulunan lahit, vb.) vardır. Kentin 8 km kadar ötesindeki Ölüdeniz adlı deniz kulağı, durgun suları, sessiz ve sakin havasıyla, ülkenin en ünlü turizm yörelerindendir.

Kaunos

Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Dalyan köyünün karşısında yer alan Eskiçağ kenti Kaunos, açık deniz ile Köyceğiz gölü arasındaki geniş bataklık bölgedeki konumundan büyük zarar görmüş, çevresindeki bataklık günden güne genişlediği için halk sıtmadan kırılırken, limanı da işlevini yitirmiş, bunun sonucunda meyve, tuz, kurutulmuş balık, köle ticaretinin durmasıyla, boşaltılmıştır. Geniş bir alana yayılan yıkıntılara Dalyan’dan kısa bir tekne yolculuğuyla gidilirken, 1.0. IV. yüzyıldan kalma kaya mezarlarının önünden geçilir. Daha sonra bir dalyana ve kalenin bulunduğu tepenin çevresi dolaşılarak, günümüzde dolmuş olan eski limana ulaşılır. Limanda, girişin sağında ve solunda surların ve liman tesislerinin yıkıntıları yer alır. Yukarıdaki kentte, bir Roma tiyatrosunun, bir Bizans bazilikasının, hamamların, vb. yıkıntıları vardır.

Kaş

Antalya iline bağlı aynı adlı ilçenin merkezi Kaş, 500 m yükseklikte bir tepeyle çevrili çok güzel bir koyun kıyısında yer alır. Eskiden bir balıkçı kasabasıyken, yakın dönemde canlı bir turizm merkezine dönüşmüştür. Eskiçağ yerleşmesi Antiphelos’tan günümüze, tiyatronun ve Dor mezarının dışında pek bir şey kalmamıştır. Kaş’tan tekneyle Kekova’ya ve Simena’ya yapılan geziler sırasında, kıyıyı izleyen Toros dağlarının görünümü etkileyicidir.

Datça

Datça yarımadası, ulaşılması biraz güç olmasına karşılık arkeolojiyi ve doğayı sevenler için gerçek bir cennettir. Bu yüzden Datça kenti de, hızla gelişen bir turizm merkezine dönüşmektedir. Eskiçağ’da önemli bir sanat merkezi olan Knidos, iyice batıya doğru uzanan bir dilin üstünde yer alır (önündeki yanmada, iki doğal liman oluşturmuştur). XIX. yy. sonundan başlanarak dönem dönem yapılan kazılarda, çok değerli yıkıntıların ortaya çıkarıldığı kent, Eskiçağ’da Praksiteles’in yaptığı Afrodit heykeliyle ün salmıştır.

Myra

Antalya’nın Kale ilçesindeki Eskiçağ kenti Myra, MÖ. V. yy’a doğru kurulmuş, Bizanslılar döneminde ünlü bir din merkezine dönüşmüştür; ama bazilikasında gömülü aziz Niçolaus’un (her yıl çok sayıda hıristiyan hacı tarafından ziyaret ediliyordu) kutsal eşyasının 1087’de Batılı tüccarlar tarafından çalınması (günümüzde Bari Müzesi’ndendirler) üstüne, kent hızla gerilemiş, su baskınlarından da zarar görünce, boşaltılmıştır. Günümüze kalan en önemli yıkıntılar, yeraltı mezarları ile 141’deki depremden sonra Romalılar tarafından yapılmış tiyatrodur. Kaya mezarları, kayaların üstünde iç içe geçmiş durumda yer alan evlerdeki eski ahşap yapı sanatı konusunda fikir vermektedir.

Olympos

Antalya körfezinin batı kıyısında Çıralı yakınındaki Deliktaş mevkiinde yer alan Eskiçağ kenti Olympos, eski Yunan mitolojisindeki, ağzından ateş püsküren, arslan başlı, keçi vücutlu ve ejderha kuyruklu masal yaratığının ülkesi olmakla ün salmıştır. Yapılan kazılarda MS. 2. yy’dan kalma bir Roma tapınağı ile bir tiyatronun yıkıntıları ve yeraltı mezarlığı ortaya çıkarılmıştır.

Patara

Antalya'nın Kaş ilçesi Kalkan bucağına bağlı Ovagelemiş köyünde, yıkıntıları 10km²’lik bir alana yayılan Eski Likya kenti Patara, İ.O. II. ve I. yüzyıllarda Likya birliğinin en büyük kentleri arasında yer alırken zamanla aşağı yukarı bütünüyle kumlarla örtülmüştür. Yıkıntıların başlıcaları arasında büstlerle süslü görkemli bir kapı, tiyatro, tapınak, hamamlar, Bizans döneminden kalma bazilika, zafer takı, tahıl deposu ve su kemerleri sayılabilir.

Perge

Antalya’nın merkez ilçesine bağlı Aksu bucağının kuzeyinde yer alan Eskiçağ kenti Perge’nin MS. 1000 yılına doğru kurulduğu sanılmaktadır. Eskiçağ'da ün salan Artemis tapmağı günümüze kadar bulunamamıştır. Kentin kenarındaki on beş bin kişilik açık hava tiyatrosunun on iki bin kişi alacak büyüklükte olduğu anlaşılmaktadır.

Phaselis

Antalya’nın merkez ilçesi Kemer bucağına bağlı Tekirova köyündeki Phaselis, Î.Ö. 690’a doğru, denize kadar inen bir ormanın içinde, son derece çekici bir konumda, Rodos’tan gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. Liman kalıntıları, dağlara bakan tiyatrosu, Hadrianus kemerinin kalıntıları, agorası ve surların bir bölümü, günümüze kalan başlıca yıkıntılardır.

Selge

Antalya’nın Manavgat ilçesi Başkonak bucağına bağlı Altınkaya köyü yakınındaki Selge yıkıntılarına, Beşkonak’tan geçip, 1 000 m yükseltide giden bir yolla çıkılırsa da, görkemli kalıntılar, çekilen zahmete değer XIX. yy’ın başından bu yana gerçekleştirilen kazılarda, iyi korunmuş tiyatro, akropolis stadium iki tapınak, su kemerleri, agora, vb. ortaya çıkarılmıştır.

Termessos

Antalya’nın 34 km batısında. Güllük (ya da Güldere) dağı üstünde kurulmuş olan Termessos (ya da Büyük Termessos) kentinin, milattan sonra üçüncü bin yılda kurulduğu ileri sürülmekteyse de kuruluş ve boşaltılış tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Bir kartal yuvası gibi dağın tepesine yerleşmiş yıkıntıları, sur kalıntılarıyla çevrilidir. Öbür yıkıntılar arasında, Eskiçağ geleneği uyarınca yamaca yaslanmış olan tiyatro (sahnesi Roma döneminden kalmadır), eski Yunan tanrılarına adanmış yedi tapınağın yıkıntıları, Roma evleri, sütunlu yol, vb. sayılabilir.

Ksanthos

Antalya’nın Kaş ilçesi, Kalkan bucağına bağlı Kınık köyünde, Kocaçay’ın dimdik yükselen kayaya ulaştığı yerden birkaç kilometre ötede. Eskiçağ kenti Ksanthos yer alır. MÖ. VIII. yy’da kurulduğu sanılan kent, Mö. VI. yüzyılda Persler tarafından yıkılmış ve Atina’nın desteğiyle yeniden kurulmuştur. ikinci bir yıkılmadan sonra Bizanslılar dönemine kadar parlak bir kent olarak yaşamış, VII. yy’da Araplar tarafından yıkılmıştır. Kentteki kalıntılar arasında mezarlar, tiyatro ve tiyatronun yanında, üstünde kabartmalar bulunan direkli bir mezardan Harpyalar anıtı sayılabilir. Söz konusu kabartmalarda, ölenlerin ruhlarının deniz kızları (Harpyalar) tarafından bu dünyadan öbür dünyaya götürülüşleri canlandırılmıştır.