Edirne İlimizi Tanıyalım

Edirne, Türkiye’nin Avrupa topraklarında bir sınır ili ve bu ilin merkezidir. Marmara Bölgesindedir. Topraklarının küçük bir kısmı bölgenin Istranca Bölümü, büyük bir kısmı ise Ergene Bölümü içinde yer alır. Doğusunda Kırklareli ve Tekirdağ, batısında Yunanistan, kuzeyinde Bulgaristan, güneyinde Ege Denizi, güneydoğusunda Çanakkale vardır. Merkez ilçe dahil 9 ilçedir. Bunlar; Merkez ilçe, Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu ve Uzunköprü'dür.

Yüzey şekilleri fazla engebeli değildir. Geniş düzlükler ve basık tepeler hakimdir. Kuzeyde Istranca (Yıldız) Dağları’nın il içine sokulan kolu fazla yüksek değildir. Ergene havzasına doğru kademeli olarak alçalan bu yükseklikler 600 m’den 40 m’ye kadar iner. Güneyde Koru Dağı (676 m) yükselir. Bu dağlar arasında Ergene Havzası, Meriç ve Tunca ovaları yer alır. Ergene havzasında, yüksekliği 125 m’ye ulaşan basık tepeler vardır.

Akarsu ve Göller

En önemli akarsular, Meriç nehri ve kollarıdır. Bulgaristan’dan doğan Meriç, topraklarımıza girdikten sonra Arda, Tunca ve Ergene kollarını alır, Türk - Yunan sınırını çizerek Ege Denizine dökülür.
Göller ilin güneyinde, Enez ilçesi sınırları içinde toplanmıştır. En büyükleri, 8 km² olan Gala Gölü’dür. Diğerleri ise Dalyan, Pamuklu ve Sığırcılı gölleridir. Ayrıca sulama ve taşkın önleme maksadıyla yapılmış Altınyazı ve Kadıköy baraj gölleri ile Alıç regülatörü de vardır.

İklim

İlin iç kısımlarında kara iklimi, Ege kıyılarında ise Akdeniz iklimi hakimdir. Bu iklim tipine Trakya geçit iklimi de denir.
İlde Marmara, Karadeniz ve Ege denizlerinin etkisiyle zaman zaman ve yer yer farklı iklim tipleri görülebilir. Akdeniz ikliminin hakim olduğu zaman ve yerlerde kışlar ılık ve yağışlı geçer. Kara iklimi hakim olduğu zaman ise, kışlar çok soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer.
Yağışlar ilkbaharda olur. Etrafı tepelerle çevrili olan Ergene havzasında kara iklimi hakimdir. Yıllık sıcaklık ortalaması Edirne merkezde 13,5°C’dir.

Edirne Bitki Örtüsü

Bitki örtüsü de iklime uyarak çeşitlilik gösterir. Ormanlık alanlar azdır. İl topraklarının ancak %  13'ü orman sahasıdır. Ormanlar daha ziyade Istranca Dağları'nın il topraklarına giren bölümünde ve güneyindeki Koru Dağı'nın yamaçlarında görülür. Bozkır alanlar Ergene havzasında görülür. İlin Ege Denizi kıyıları ise, Akdeniz ikliminin tipik bitkisi olan makiliklerle kaplıdır.
Ekonomi: Temel geçim kaynağı tarımdır. Hayvancılık tarımdan sonra gelir. 269.198 hektar ekilebilen arazinin % 52’si tahıllara, % 1,3’ü baklagillere, % 1,2’si endüstri bitkilerine, % 44,5’i yağlı tohumlara, % 1'i yumru bitkiler ziraatine tahsis edilmiştir. İlde meyvecilik de yapılmaktadır.
Hayvancılık, tarımdan sonra gelir. Türkiye hayvan varlığının ancak % 0,6’sı Edirne’dedir. En çok koyun (381.320), kıl keçisi (90.180) ve sığır (95.941) beslenir. Edirne, bilhassa beyaz (teneke) peyniri ile Türkiye çapında ün yapmıştır. Tavukçuluk da yapılır. Arıcılık önemlidir.

Yeraltı Zenginlikleri

Maden yatakları yönünden zengin bir ilimiz değildir. İl sınırları I içinde MTA tarafından bentonit ve linyit rezervleri tespit edilmiştir.
Yeraltı şifalı kaynak suları çok değildir. En önemli içmesi, Keşan’daki Mercandere içmesidir.
Sanayisi gelişmemiş illerimizdendir. Tarım ve gıda endüstrisine ait tesisler vardır. Yağ ve un fabrikaları ile peynir imalathaneleri (mandıra) bu tesislerin başlıcalarıdır. 
Ulaşım yönünden gelişmiş bir ilimizdir. Ulaşım kara ve demiryoluyla sağlanır. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısıdır. Uluslararası E5 karayolunun Türkiye’deki bölümü Kapıkule sınır kapısından başlar. Bu yol Edirne’yi İstanbul’a bağlar. Ayrıca, İstanbul’u (Sirkeci) Avrupa’ya bağlayan demiryolu da Edirne’den geçer. İlin çevre illerle de düzgün karayolu bağlantıları vardır. Edirne, karayoluyla İstanbul’a 235 km’dir.

Turizm yönünden hareketli ilerimizdendir. Türkiye’nin giriş kapısı durumundadır. Yurdumuza karayoluyla gelen turistlerin ilk uğradığı yerdir. Osmanlı Devleti’ne yıllarca başşehirlik yapan Edirne, çok değerli tarihi eserlerle süslüdür. Ve bir dönemin ihtişamını taşır. Ayrıca her yıl Haziran ayı içinde yapılmakta olan ananevi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne bilhassa yurt içindeki güreş meraklıları rağbet eder. Türk İslam sanatının en muhteşem eserlerinden olan Mimar Sinan’ın baş eseri Selimiye Camii   yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği eserlerin başında gelir.

Edirne Tarihi Eserleri

Edirne’deki en eski kalıntılar, Roma ve Bizans dönemlerine aittir. Araştırmalar sonucu bulunan teşhirlik eserler şehir müzesinde sergilenmektedir. Roma eserlerinin en önemlisi, şimdi harabe halinde bulunan kale'dir. Şehrin kurucusu İmparator Hadrianus tarafından yaptırılmış ve Bizans döneminde tamir görmüştür. Bizans eserlerinden Ayasofya kilisesi ise, I. Murad tarafından fetih hakkı olarak camiye çevrilmiş ve fethin ilk cuma namazı burada kılınmıştır. Halebi Medresesi Camisi diye anılır.
Edirne, Türk mimarlık ve sanat tarihinde İstanbul ve Bursa’dan sonra büyük bir yere sahiptir. 
XV. asrın ilk yarısında Bursa, asıl merkez durumunu muhafaza ve Edirne onu taklid etmiştir. Ancak II. Murad döneminde Edirne, mimarlık sahasmda büyük eserlerin müjdecisi durumuna gelmiştir. Bu dönemde yaptırılan Üç Şerefeli Cami (14381447) Klasik Osmanlı Mimarisi’ne doğru mühim bir adım olmuştur. Bundan sonra II. Bayezid tarafından yaptırılan Bayezid Camisi ve Külüyesi (14841488) ile Edirne, Türk san’atında büyük bir merhaleye ulaşmış ve en üst seviyedeki eserlerin yaratıldığı bir vasat teşkil etmiştir. XVI. asırda da bu durumunu muhafaza etmiş ve Türk mimarisini ve san'at tarihini taçlandıran Selimiye Camisi (1569 - 1575) ile şereflenmiştir. Mimar Sinan’ın II. Selim adına yaptığı bu san’at harikası, Edirne’yi ölümsüzleştirmiştir. Edirne’de Türk mimarlık tarihi içinde önemli yeri olan cami, medrese, darttşşifa, bedesten, kervansaray, hamam, köprü ve çeşme gibi daha pek çok eser vardır.  

Başlıcaları şunlardır:

Selimiye Camii: Klasik dönem Osmanlı Mimarisinin zirvesi olarak kabul edilen Selimiye Camii II. Selim zamanında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.
Yıldırım Bayezid Camisi: Şehrin en eski camisidir (fetih camisi hariç). 1400’de Yıldırım Han tarafından yaptırılmıştır.
Ulu Cami (Eski Cami): İnşasına 1403 ’te başlanmış, 1414’te Çelebi Sultan Mehmed zamanmda bitirilmiştir. Çok kubbelidir. Mimarı, Konyalı Hacı Alaeddin’dir.

Üç Şerefeli'den başka 1422 - 1447 tarihleri arasında inşa edilen başlıca yapılar: 
Beylerbeyi, Gazi Mihal, Mezid Bey (Yeşilce), Muradiye ve Şahmelek camileri İle Darü'lhadis, Tahlakale Hamamı. XVI. asrm en güzel örnekleri olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Sokullu Hamamı ve Saray Köprüsü anılmaya değer eserlerdendir.

İl merkezinin dışında, ilçeler de tarihi eserler yönünden çok zengindir. Enez’deki Has Yunus Bey Türbesi, Havsa’da Sinan’ın eserlerinden Kasım Paşa Külliyesi, Uzunköprü’deki II. Murad tarafından yaptırılan 174 gözlü ve yaklaşık 1300 m. uzunluğundaki Uzunköprü (Ergene Köprüsü) başlıcalarıdır.